Alkol alımı yüzyıllar boyunca insanlığın ilgi odağı ve sorunu olmuştur. Kişilerin gelirlerinin ve refah düzeylerinin artması alkole ulaşmayı kolaylaştırmakta ve arttırmaktadır. Öte yandan üzüntüler ve stres de alkol kullanımını arttırmaktadır. Bu, daha sonra yüksek doz alkol alımını ve alkol bağımlılığını ortaya çıkarmaktadır. Bunun sonucunda alkole bağlı karaciğer, pankreas ve mide, barsak hastalıkları  gelir. Bunlar içinde en önemli ve popüler olanı alkole bağlı karaciğer hastalıklarıdır.

          Alkol kullanımının karaciğer hastalıklarına yol açtığı yüzyıllardır bilinmektedir. Bugün için alkol kullanımı ile yağlı karaciğer (karaciğer yağlanması), Alkolik hepatit ve siroz gibi karaciğer hastalıkları arasındaki ilişki iyice araştırılmıştır. Yağlı karaciğer alkol (etanol) kullanımının bırakılması ile geriye dönebilen selim bir durumdur. Ancak hastada alkolik hepatit gelişmiş  ise bu, tedavi gerektiren daha ciddi bir sorundur; gerekli tedavi yapılamazsa siroza kadar ilerleyebilir. Siroz gelişmiş ise; bu son dönem karaciğer hastalığıdır, tedavi görmeyenlerde kısa sürede hastada portal Hipertansiyon komplikasyonları, karaciğer yetmezliği gelişebilir ve sonunda ölüme yol açar.

           Alkolün karaciğer hastalığına yol açmasının nedeni % 90’ından fazlasının karaciğerde metabolize olmasıdır. Midenin ihmal edilebilir küçük katkısını göz ardı edersek, alkol metabolizmasında asıl sorumlu olan organ karaciğerdir. Alkolün kronik karaciğer hastalığına (siroz) yol açan önemli nedenlerden biri olduğu bilinmektedir. Ancak aşırı  alkol tüketen kişilerin hepsinde siroz gelişmez. Alkoliklerin sadece % 0-20’sinde siroz geliştiği  görülmektedir. Niçin alkol alanların önemli  bir kısmında alkolik karaciğer hastalığı gelişmezken sadece bir kısım hastada, belki de daha az alkol aldıkları halde karaciğer sirozuna kadar varan alkolik karaciğer hasarı gelişmektedir? Bu durumdan, alkol metabolizmasında rol alan enzimlerdeki genetik değişiklikler sorumlu tutulmaktadır.

Erkeklerde siroz gelişimi için görece risk 20gr/gün alkol tüketenlere göre 80gr/gün tüketenlerde 14 kat, 40-60 gr tüketenlerde 6 kat daha fazladır.80 gr.ın karşılığı 5 şişe bira ya da 1lt şarap/gün dür.Alkolün türü önemli olmayıp, önemli olan içeriğindeki alkol miktarıdır. Alkolü sürekli alanlar daha çok risk altında olmakla birlikte, eşik değer önemlidir. kadınlar alkole erkeklerden daha duyarlıdır. Cins farkı menapozdan sonra kaybolur.Ağız yolundan alındığında 5 dk.da kanda belirir. Alınan alkolün % 20′ si mideden emilir. Ama ince barsaktan emilim hızı daha fazladır.Maksimum kan konsantrasyonuna 40-60 dk.da ulaşır. Alkol ağız yolundan alındığında kalın barsağa ulaşamaz. Plasentadan fetal kana kolayca geçer. Fetüs ve anne kanında konsantrasyonları eşittir.1 gr alkol 7 gr kalori verir. Fakat verdiği kalori yalnızca enerjidir. Beslenmeye katkısı yoktur.

Vücuda giren alkolün % 98′ i biyotransformasyona uğrar. % 2′ lik kısım akciğerlerden solunumla veya böbreklerden idrarla atılır. Bu nedenle solunumla dışarı verilen Havadaki Alkol, alınan alkolü çok kısa sürede aynen yansıtır. Kan ve solunum havasındaki oran 1:1300’dür. normal bir kimse Saatte 150 mg/kg alkolü metabolize edebilir. Bu da 1 saatte ortalama 50 ml (70′ lik rakının 1/14′ ü) rakıya eşdeğerdir.

Araç kullananlarda alkol sınırı ülkeden ülkeye değişir. İngiltere gibi bazı ülkelerde bu sınır 80mg/dl iken, bizde olduğu gibi bazı ülkelerde ise 50mg/dl'(50 promil) dir.

 Alkolik karaciğer hastalığında 3 ana hastalık evresi vardır:

            -Yağlı karaciğer (steatozis)

            -Alkolik hepatit

            -Alkolik fibrozis ve/veya siroz

Yağlı karaciğer kısa süreli alkol alımı sonucu oluşurken, hepatit ve fibrozis uzun süreli alkol alımı sonrasında oluşur.

Alkol alımındaki biyokimyasal değişiklikler, alkol için spesifik olmamakla birlikte alkolün metabolik ve toksik etkilerini yansıtır.GGT: Alkol alışkanlığında görülen en yaygın biyokimyasal değişikliktir. Bu Enzim karaciğer kökenli olup, alkol alımıyla indüklenir. Bazı çalışmalarda kronik alkol kullanımı olanlarda GGT % 80-90 arasında yüksek bulunmuştur. GGT ortalama olarak 2-3 kat yüksek bulunmakla birlikte, genellikle 5 kata kadar yükselir.  Alkol kesildikten 2 hafta sonra azalmaya başlar ve 5 hafta kadar sonra normal değerlerine ulaşır. GGT’nin serumdaki oranı karaciğerdeki hasar ile doğrudan ilişkilidir.

Şekil 1: Alkol kullananlarda oluşan karaciğer hastalıklarının oranı

Alkolik Hepatit

Alkolik hepatite hem hastada oluşan belirtiler (klinik) hem de karaciğer biyopsisi sonucu ile karar verilir.  Ağır alkol kullanım hikayesi olan, uygun klinik ve laboratuvar bulguları taşıyan bir hastada alkolik hepatitten şüphelenilir. Klinik ve laboratuvar özellikleri, tanıyı koymak için sıklıkla yeterlidir ancak tanı, karaciğer biyopsisi ile kanıtlanabilir.

Dikkatli bir hikaye, bu durumda mutlaktır. Önemli bilgiler; alkol alımının miktarı ve süresini, hepatit B veya C için muhtemel risk faktörlerinin varlığını (transfüzyon, iğne kullanımı, multipl partnerle korunmasız seks), potansiyel olarak hepatotoksik ilaç kullanmını ve daha önce var olan karaciğer hastalığı hakkındaki bilgileri içerir. Alkolik  hepatit, tipik olarak serum alkalen fosfataz (ALP) ve GGT’de artış ve hiperbilirubinemi ile ilişkilidir. Bu değişiklikler, karaciğer enzimleri (ALT, AST) normale döndükten sonra haftalarca devam edebilir.

Karaciğer Sirozu

Alkolik siroz gelişimi  alkol alımının süresi ve miktarı ile çok yakın ilişkilidir. Erkeklerde günlük 20 gram alkol alanlar ile  40-60 gr/gün  alkol alanlar arasında sirozun relatif riski 6 kez daha fazlaydı.Günlük alkol alımı 60-80 gram olanlarda ise bu risk 14 kez daha fazladır. Siroza neden olan ortalama doz, düzenli olarak yaklaşık 25 yıl alkol alanlarda 180 gr/gün  etanol olarak hesap edilmiştir. Alkol ve karaciğer hastalıkları  arasındaki  ilişki en az iki asırdır bilinmektedir. Son senelerde alkol tüketimi  arttıkça alkole bağlı karaciğer  hastalıklarının görülme sıklığı da artmaktadır.

Son 20 senede  alkol tüketimiyle siroza bağlı ölümler  arasında doğru orantı tespit edilmiştir. Alkolik karaciğer hastalığı gelişenlerde hazırlayıcı faktörler kesin belli olmamakla birlikte  içilen alkolün miktarı ve süresi en önemli nedendir. Kadınlar alkolü bıraksalar dahi  mevcut olan alkolik hepatit , siroza daha kolay ilerler.Alkol alışkanlığı ve alkolik karaciğer hastalığına olan eğilim ebeveynden de intikal etmekle beraber , bundan sorumlu herhangi bir gen gösterilememiştir.

Alkolik sirozun klinik ve laboratuvar özellikleri, büyük ölçüde sirozun diğer nedenlerinde görülenlere benzer, farklı olarak etkilenen hastalar birlikte alkolik hepatitin özelliklerini de taşıyabilir. Serum AST / ALT’nin artmış oranı, sarılık, ALP artışı ve kan  anormallikleri kronik karaciğer hastalığının klasik bulguları ile birlikte olabilir. Sentez bozukluğu bulguları ve belki bilinç bulanıklığı (karaciğer koması) görülebilir.

HAZIRLAYAN; Dr. Zafer BUYRAÇ

KAYNAKLAR1-İlter Tankut, Tekin Fatih, Alkol metabolizması, Güncel gastroenteroloji, Mart 2005, s.58-62, 2-Yamada Textbook of Gastroenterology 4th Edition 3-Şahin Çoban, Ali Özden, Alkolik karaciğer hastalığında klinik bulgular ve tanı, Güncel gastroenteroloji, Haziran 2002, s.76-81

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.