Alzheimer hastalığı bellek, dil ve mantıklı düşünme de dahil olmak üzere bütün zihinsel yetilerde ilerleyici kötülemeye, gündelik etkinlikleri ve davranışları yerine getirme yetisinde değişikliklerin eşlik ettiği bir hastalıktır. En sık görülen demans ( Bunama) çeşididir ( %55-%75).

Beynin belli bölgelerinde, bilinmeyen bir nedenle birtakım Proteinler birikir. Bu da beyindeki haberleşmeyi sağlayan sinir hücrelerinin hasar görmesine yol açar.

Ayrıca sinirler arasındaki iletişimi sağlayan beyindeki bazı kimyasal Maddelerin üretimi de azalır.

Sonuçta bu bozukluklar, özellikle bellek ve öğrenme gibi zihinsel becerilerin geri dönüşsüz olarak yavaş yavaş azalmasına neden olur.

Alzheimer hastalığı genellikle 60 yaşından sonra ortaya çıkan bir hastalıktır. 65 yaşın üzerinde yaklaşık her 10 kişiden birinde; 85 yaşın üzerindeki ise yaklaşık her iki kişiden birinde görülmektedir.

Alzheimer hastalığı ilk kez 1906 yılında Alman nörolog olan Dr. Alois Alzheimer tarafından tanımlanmıştır. Dr. Alois Alzheimer, çalışmakta olduğu Frankfurt akıl hastalıkları hastanesinde 51 yaşındaki kadın hastasını muayene ederken saptadığı bulgu ve belirtileri yorumlayamamış bu konuda yeterli kaynağa ulaşamamış ve hastalığın farklı bir durum olduğuna karar vermiş. Hastanın kaybedilmesinden sonra yapılan mikroskobik çalışmalarla sinir hücrelerinde hücreler arasında biriken yumak ve topakları tanımlaması ile Dr. Alois Alzheimer den gelmektedir.

Bir risk faktörü olarak cinsiyet tartışmalıdır. Bir çok çalışma AH oranının kadınlarda erkeklere göre daha fazla olduğunu göstermektedir. Ancak bu oranının farklılığı genellikle kadınlarda yaşam beklentisinin daha uzun olmasıyla açıklanmaktadır.

Yorumu yine tartışmalı olsa da düşük eğitimin başlı başına bir risk faktörü olduğu artık yerleşmiş bir bilgidir. Eğitim deneyimindeki artışın bireyin kognitif ( Bellek) rezervinin genişlemesine yol açarak hastalığın ortaya çıkış eşiğini yükseltmesi çekici bir açıklama gibi durmaktadır. 

BELİRTİLERİ

Başlangıçtaki belirtiler çeşitli olabilir. Hastalık, kişinin eğitim, sosyoekonomik ve gündelik uğraşları ile ilişkili olarak daha önce yapabildiği şeyleri yapamaması şeklinde kendini gösterir. Genel anlamda ilerleyici unutkanlık herkesin dikkatini çeker. İsim ve küçük eşyaların yerlerini unutmak gibi doğal yaşlanma unutkanlıklarını aşar ölçüde unutkanlıklar başlar. Unutkanlık kişinin günlük ilişkilerini etkiler boyuta ulaşır. Kişilik değişiklikleri, alınganlıklar ve başkalarını suçlayıcı ifadeler kullanmalar başlangıç belirtileri olabilir. Alışverişte para üstü alıp vermede ya da alınacak şeylerin unutulmasında yaşanan zorluklar giderek artar. Yön bulma duyusunun bozulması ile yakın çevre dışındaki yerlerde kaybolmalar kendini gösterir. Hastalığın daha ileri evrelerinde, yeni şeyleri öğrenmede yaşanan zorluklar nedeniyle gazete okuma, Televizyon seyretme gibi gündelik işlevler yapılamaz hale gelir. Hastalar yapamadıkları ve giderek uzaklaştıkları bu uğraşları “Hep aynı şeyler var, sıkılıyorum, zaten istemiyorum” diyerek geçiştirme eğilimindedirler

TANI

Alzheimer hastalığı tanısı konabilmesi için önce diğer birçok durumun dışlanması gerektiğinden, doğru tanıyı koymak zordur. Sözü edilen diğer durumlar arasında Depresyon, metabolik hastalıklar ve beyin tümörleri sayılabilir.

Alzheimer hastalığının olası tanısı hastanın tıbbi öyküsü, belirtileri, nörolojik muayene bulguları, psikiyatrik muayene bulguları, nöropsikolojik testlerin sonuçları, kan ve idrar testleri ve beyin taramasının yanı sıra, demans semptomlarına yol açabilecek diğer durumların yokluğunun doğrulanmasıyla konur.

Kesin tanısı beyin biyopsisi ile konur.

PROGNOZU

Alzheimer hastalığı olan kişilerde zaman içinde beyin işlevlerinde ilerleyici düşme gözlenir ve tanıdan sonra ortalama yaşam beklentisi 5–10 yıldır. İleri evre hastalarda genelde ölüm nedeni aspirason pnömonisi ve araya giren enfeksiyonlardan dolayı kaybedilir.

KORUNMA

Koruyucu Faktörler;

–      Kolesterol seviyelerine dikkat etmek (Gençliğimizden itibaren)

–      Düzenli egzersiz yapmak

–      Sebze- meyveden zengin, doymuş yağ asitlerinden fakir beslenmek

–      Sosyal aktivitelerden uzak kalmamak

–      Zihnimizi kullanmaya devam etmek (yeni hobiler edinmek, dil öğrenmek ve kitap okumak)

 

HAZIRLAYANLAR; Doç. Dr. Ömer ANLAR, Doç. Dr. Ethem BEŞKONAKLI

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.