Türkiye asbest (amyant) ve erionite bağlı hastalıklar bakımından dünyada sorunu büyük olan ülkelerden biridir. Anadolunun kırsal alanlarında çevresel kaynaklı asbest ve erionit solunmasına bağlı hastalıkların ve özellikle akciğer zarı kanseri (malign mezOteliyoma)nin yaygın olduğu ortaya çıkmıştır. Malign mezotelyoma görülme sıklığı diğer ülkelerden bin kat daha fazladır.

Asbest lifsel yapıda ısıya dayanıklı, kristalize silikat mineralidir. Finlilerin 4000 yıl önce çanak yapımında kullandığı bilinen asbestin endüstriye girişi ise 1870 yılında Kanada da asbest madeninin bulunmasıyla olmuştur. 1903 yılında Paris metrosundaki yangınları önlemek amacıyla ilk kez inşaat sektöründe kullanılmıştır.

Asbestin ısı ve Elektrik geçirmemesi ve sürtünmeye direnci ve kolay işlenebilir olması nedeniyle de inşaat,gemi,taşıt, tekstil, Kağıt, petrol gibi birçok sanayi alanında kullanımı yaygınlaşmıştır..Tavan, taban döşemeleri,borular, fren balataları, contalar, sahne perdeleri, itfaiyeci kıyafetleri, kuyumculukta kullanılmaktadır. Asbestin yalnızca asbest işçisi için değil giysileri ile taşıdığı için ailesi, asbest üreten maden ve fabrikaların yakınında oturanlar için de tehlikelidir.

Erionit asbeste benzeyen, volkanik bölgelerdeki Toprakta bulunan zeolit çeşididir ve asbeste göre daha güçlü kanserojen olduğu düşünülen bir mineraldir. Bu toprakta tarım yapılması, çatı ve sıva malzemesi, bazı yerlerde bebek pudrası olarak kullanılması sonucunda birçok hastalıklar oluşmaktadır. Orta doğu ve Güneydoğu Anadolu da özellikle Eskişehir, Kütahya, Bilecik, Yozgat, Sivas ve Diyarbakır temasın en yoğun olduğu bölge ve şehirlerdir. Karain, Sarıhıdır, Tuzköy de malign mezoteliyoma (akciğer zarı kanseri) ile erionit ilişkisi Prof. Dr İzzettin Barış tarafından yapılan araştırmalarla ortaya konulmuştur.

Solunum yoluyla alındığı zaman hastalık yapabilir. Ancak asbest yoğunluğu fazla olan sularla yıkanan çamaşırların kullanılması ya da asbest işçisinin iş elbiseleri ile Aile bireylerinin teması da hastalık oluşmasına neden olabilir. Uzun süreli ve yüksek miktarda asbeste maruz kalınması ile daha çok akciğer, düşük miktarda ve zaman zaman karşılaşmada ise akciğer ve kalp zarında hastalık meydana gelir.

Asbestin neden olduğu hastalıklar;

Akciğer ve kalp zarında kalınlaşma, kireç birikmesi, Sıvı birikmesi, Akciğerde fibröz doku birikmesi ve büzüşme (asbestosis), Akciğer zarı kanseri (mezoteliyoma) . Akciğer Kanseri  Mezoteliyoma asbestle temastan 30- 40 yıl sonra ortaya çıkabilir. Akciğer zarının selim hastalığı ise daha erken 10–20 yıl içinde ortaya çıkabilir. Mesleksel temasta hastalık 50–70 yaşlarında ortaya çıkar. Erionit ile çevresel temas daha küçük yaşlarda söz konusu olduğu için hastalık daha genç yaşlarda (40–50) başlayabilir.

BELİRTİLERİ

Malign mezoteliyomada nefes darlığı, göğüs ağrısı ve öksürük en sık görülen yakınmalardır. Ağrı ve nefes darlığı giderek çok şiddetlenebilir. Hastalık ilerledikçe ateş, terleme, kilo kaybı ve halsizlik eklenir. Akciğer zarı kalınlaşma ve kireç ve geçici sıvı birikmeleri genellikle belirti vermez, tesadüfen çekilen akciğer filmi ile ortaya çıkar. Asbestozis yavaş ilerleyen nefes darlığı ve öksürük şeklinde belirti verir, ileri aşamalarda hastanın hareketlerini kısıtlayabilir.

TANI

Akciğer filmi, bilgisayarlı akciğer tomografisi asbeste bağlı tüm hastalıkların tanısında yol göstericidir. Mezoteliyomada tanı koymak için bazen sadece akciğer zarında toplanan Sıvıda alınan örneğin patolojik tahlili yeterli olabilir. Bazen de akciğer zarından yada parça alınması gerekebilir.

TEDAVİ

Mezoteliyomada çok erken tanı konulup cerrahi tedavi yapılabilen hasta sayısı çok azdır. Bu hastaların da yaşam süreleri 12–24 aydan azdır. Ne yazık ki tüm tedavi yöntemleri uygulansa da (cerrahi ve Kemoterapi) tedavi başarısı çok düşüktür.

KORUNMA

Asbestin çevresel veya mesleksel temasından uzaklaştıktan yıllar sonra dahi etkileri sürmektedir. Yıllar önce İsveç’e göç eden Karainlilerden 1965–1997 arasında ölen 18 kişinin 14’ünün (%78) malign mezotelyomadan öldüğü saptanmıştır. Türkiye’de mezotelyoma olma riskinin dünya ile kıyaslandığında, erkeklerde 229, kadınlarda 2004 kat daha fazla olduğu belirlenmiştir.

Asbest üretim ve kullanımı bugün tamamen yasaklansa ve temas edilmesi tamamen önlense bile etkilerinin en az 20 yıl daha süreceği bilinmektedir. Dünyada asbestin kullanımı 1986 yılından itibaren yasaklanmıştır. Türkiye’de ise 2003 yılında 25328 sayılı yönetmelikle “Asbestin püskürtülerek kullanılması ve asbest ürünlerinin üretim ve işletmesi sırasında işçilerin asbest liflerine maruz kalabileceği işler” yasaklanmıştır. Ancak bu yasak asbest içeren malzemelerin (gemi ve binalar vb) söküm ve yıkımını kapsamamaktadır. Söküm ve yıkım işlemlerinin de yasak kapsamına alınması zorunludur.

Erionit bulunan Topraklarda yaşamamak, konut ve tarım yapmamak, erionit içeren beyaz toprağı (aktoprak) sıva ve çatı malzemesi ve ocak yalıtımında kullanmamak en önemli korunma tedbirleridir.

HAZIRLAYAN; Doç. Dr. Esin TUNCAY

KAYNAKLARGözü O,Köktürk O. Plevra Hastalıkları. Toraks Kitapları Sayı 4,2003. Barış Yİ, Akay H, Emri S: Türkiye de Asbest ve Erionit ile ilgili Hastalıklar. Toraks Dergisi 2007; cilt8,ek1. Metintaş M, Hillerdal G, Metintaş S:Malignant mesothelioma due to environmental exposure to erionite :foolow-up of a Turkish emigrant cohort.Eur RespirJ.1999;13: 523 Asbestle çalışmalarda Sağlık ve güvenlik önlemleri hakkında yönetmelik.Resmi Gazete 26.12.2003/25328 Pedo J,Seidman H, Selikoff.U :Mesothelioma mortality in asbestos workers :implications for models of carcinogenesis and risk assestment. BR J Can 1982 ;45.124

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.