Çarpıntı hissi kalp atışlarımızın normalden farklı olarak hissetmemiz durumudur. Çarpıntı sırasında kalp atışlarımız hızlanabilir, yavaşlayabilir ya da düzensiz olabilir. Düzensiz ve hızlı atımlı ritim bozuklukları arasında en sık rastlanılanı atriyal fibrilasyon adı verilen çarpıntıdır. 

Kalp dört boşluklu bir organdır. Kalbin üst odacıklarına kulakçık yani atriyum, alt odacıklarına karıncık yani ventrikül denir. Atriyal fibrilasyon kalbin kulakçığının hastalığıdır. Fibrilasyon ise titreşimdir. Dolayısıyla “atriyal fibrilasyon” kalbin üst odalarının kasılma yerine titreştiği anlamına gelir. Kalbimiz normalde bir Saat gibi dengeli ve düzenli olarak çalışır. Bu ritme sinus ritmi denilir. Bunun için sağ kulakçığın tavanındaki sinus düğümünden çıkan uyarılar düzenli olarak, önce kulakçıkları, sonra üst ile alt kat arasındaki düğümden geçip karıncıkları uyarır. Atriyal fibrilasyon olduğunda, kulakçıkların birçok yerinden, normalin dışında, düzensiz uyarılar çıkar. Bu uyarıların hepsi kulakçık ve karıncık arasındaki düğüme gelir. Ancak belli sayıda uyarı aşağıya geçip karıncıkları uyarıp kalp atımıyla sonlanır. Ritim bozulduğunda kalp, hem düzensiz hem de normalden hızlı atar. İnsan bedeni belli bir hızda ve düzende çalışan kalp vurularına alışıktır. Hızlı ve düzensiz ritm insanlar tarafından sıklıkla hissedilir. Ancak ritim bozukluğu olduğu halde bazı kişiler ritim bozukluğunu hissetmezler. Bu durumda sessiz a. fibrilasyondan bahsedilir. Atriyal fibrilasyonun birçok komplikasyonu bu durumda da olur.   

Atriyal fibrilasyon, her türlü kalp hastalığında görülebileceği gibi, kalp normal olsa da diğer bazı hastalıklarda, bazen de görünürde hiç bir hastalığı olmayanlarda da ortaya çıkabilir. Yaş ilerledikçe görülme sıklığı artar. Yetmiş yaşını geçmiş her 10 kişiden iki ya da üçünde atriyal fibrilasyon görülür.

Atriyal fibrilasyonun en sık rastlanan nedenlerinin başında yüksek tansiyon gelir. yıllar süren yüksek tansiyon, kalp kulakçıklarını büyütür, kalp kapakçıklarını bozar ve kalp kasını kalınlaştırır, esnekliğinin azalmasına yol açar. Hipertansiyon bu değişikler sonucu atriyal fibrilasyon gelişimine zemin hazırlar.

Kalp kapaklarının hastalıkları, özellikle mitral kapağın iyi açılamaması veya iyi kapanamaması atriyal fibrilasyonun önemli nedenlerindendir. Ayrıca Aort kapak yetersizliği ve triküspit kapak bozuklukları da ritim bozukluğunu artırır. Bir başka neden kalp damar hastalığıdır. Özellikle kalp krizinde daha sık görülür.Atriyal fibrilasyon kronik kalp damar hastalığında sıklıkla rastlanır.

Kalbi büyüten, fonksiyonunu bozan hastalıklarda atriyal fibrilasyon görülür. Kalp kasının hastalıklarında, kas ister incelip zayıflasın, ister kalınlaşmış olsun atriyal fibrilasyona sık rastlanır. Hangi sebeple olursa olsun kalp yetmezliği varsa atriyal fibrilasyon riski çok yükselir. Zaten zayıflamış olan kalbin pompalama işi daha da zorlaşır. Kalp yetersizliği ve atriyal fibrilasyonlu hastalarda tedaviye yanıt daha da zorlaşır. 

Tiroid bezinin fazla çalıştığı durumlarda, akciğer hastalıklarında, bazen ateşli hastalıklar sırasında da bu çarpıntı ortaya çıkabilir. Alkol tüketiminin bir seferde fazla olması, yoğun kafeinli besinler tüketme kalp hastalığı olmasa da ritim bozukluğu riskini artırır.

BELİRTİLERİ

Atriyal fibrilasyon bazen hiç bir belirti vermeyebilir. doktor nabız sayarken veya kalp dinlerken, düzensiz ve hızlı kalp atımını tesadüfen teşhis edebilir. Atriyal fibrilasyon çarpıntı, düzensiz atım, nefes darlığı ve bazen de göğüs ağrısına yol açabilir. Ritim bozukluğu her zaman hızlı olmaz. Kalbin uyarı çıkaran düğümü olan sinus düğümünün hastalığında düşük hızda ritim bozukluklarına rastlanılır. Bu durumda atriyal fibrilasyon ile baş dönmesi, göz kararması, bayılma görülebilir. Ayrıca ritim bozukluğunun riski yavaş ya da hızlı olsun hastalar tarafından yorgunluk ve efor kapasitesinde düşme görülebilir.

Atriyal fibrilasyon hastalarda çeşitli biçimlerde gözlenir. Bir kısmında atriyal fibrilasyon çarpıntı atakları şeklinde görülür. Diğerlerinde ancak uzun sürede düzelen ve hastanede tedavi gerektiren sekildedir. Hastaların daha ufak bir grubunda ise atriyal fibrilasyon süreklidir.

Atriyal fibrilasyon sonucu kasılma işlevini yitiren kulakçıklar, içlerinde toplanan kanı karıncıklara pompalayamaz. Karıncıklar, sadece kapaklar açılınca pasif olarak akan kanı vücuda ve akciğerlere pompalamakla yetinmek zorunda kalır. Kalbin içindeki kanın daha yavaş ve daha cılız akmasına yol açar. Böylelikle kulakçıklar içinde kan birikir ve tam boşalamaz. Karıncıklar tam dolamadığı için vücuda ihtiyacı olan kanı gönderemez. Hastalar tarafından hissedilen yorgunluğun önemli nedenlerinden biri de budur. Kalp hızlı arttığından, karıncıkların doluş süresi kısalıp, kalbin atım başına pompalanan kan daha da azalacağından, çevre dokulara gönderilen kan giderek daha da azalır.

Atriyal fibrilasyonda, kan durağanlaştığından kolay pıhtılaşır. Daha çok sol kulakçıkta gelişen pıhtıdan kopacak parçaların vücudun herhangi bir yerine, özelikle beyine ve bacak damarlarına gitmesi, damar tıkanıklıkları ve inmeye neden olabileceğinden pıhtı oluşmasını önlemek son derece önemlidir. Kalp hastalığı olmayan insanlarda, atriyal fibrilasyonun ilk belirtisi, kalpten kaynaklanan bir pıhtının birden bire yarattığı felç olabilir. Çeşitli araştırmalar, inme geçiren her 6–7 hastadan birinde, atriyal fibrilasyonun varlığını göstermiştir. İnme riski kalp kapak özellikle de mitral kapak daralmalarında çok sıktır. Ayrıca yaş artıkça inme riski artar. Kalp yetersizliği, koroner kalp hastalığı, hipertansiyon ve yetmiş yaşını aşan kişilerde inme riski artar.

TEDAVİ

Atriyal fibrilasyonun tedavisi hekimlerin değerlendirme ve yönlendirmesi ile olur. Ana başlıklar ile tedavi şunları içermelidir:  

1-Hastanın atriyal fibrilasyonu aralıklı ya da sürekli şekilde görülmesi durumunda tedavi yaklaşımı farklıdır.

2-Atriyal fibrilasyonla görülen belirtilerin sıklığı ve yoğunluğu tedavi şeklini değiştirir. Örneğin hızlı ritimdeki atriyal fibrilasyonda kalp hızını düşürecek tedaviler verilirken, yavaş ritimdeki atriyal fibrilasyonda kalp pili tedavisi gerekebilir.

3-Atriyal fibrilasyona yol açan hastalıkların varlığı tedavi yaklaşımında farklılıklar yaratır. Örneğin tiroid hastalığı olan atriyal fibrilasyonlu hastanın öncelikli tedavisi tiroid hastalığının önüne geçmektir.

4-Atriyal fibrilasyon sırasında hızlı ritmin hızının azaltılması gereklidir. Ancak ritim bozukluğu çok hızlı ve hastanın tansiyonunu düşürecek kadar rahatsızlık yaratıyorsa elektriksel olarak şok yapmak gerekebilir.

5-Atriyal fibrilasyonda pıhtı gelişimini önlemek için kan sulandırıcı ilaçlara ihtiyaç vardır. Bu ilaçların seçimi, kullanım şekli, kullanım süresi hekimlerin kararı ve hastanın isteği ile belirlenir.

6-İlaç tedavilerine dirençli a. fibrilasyonda kalp içinde uygulanacak katater ablasyonu tedavisi de umut vericidir.

HAZIRLAYAN; Doç. Dr. İzzet ERDİNLER

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.