Viagra, bir ilaç olmaktan ziyade, çok cepheli bir fenomen olarak girdi hayatımıza. Kültürel, ekonomik, edebi, sosyal. Dünyaca ünlü Pfizer ilaç şirketi tarafından, aslında kalp ve damar hastalıkları tedavisinde kullanılmak üzere üretilen, fakat yan etki olarak ereksiyon yaptığının gözlenmesi üzerine "tesadüfen" keşfedilen Viagra, tarih boyunca yeryüzünde en hızlı satılan ilaç unvanına sahip. Wall Street analistlerine göre, ilk çıktığı yıl 5 milyar dolarlık satış rakamına ulaştı. Bu, gerçekten inanılması güç bir rekor. İngiltere'nin muhafazakar gazetesi Times'ın birinci sayfasındaki bir editör bile köşesinin tümünü Viagra'ya ayırdı.

Haydarpaşa Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi 2. Üroloji Kliniği Şefi Üroloji Uzmanı Doç. Dr. M. İhsan Karaman, Sağlık Bakanlığı'nın hazırladığı 'Sağlık 2000' dergisinde yayımlanan yazısında, Viagra'nın etken Maddesi "sildenafil"in asla bir afrodizyak olmadığını, yani cinsel ilgi veya arzuyu arttırmadığını vurgulayarak, "Birçoklarının kendisinden beklediği gibi, normal erkeği süper erkek yapmaz. Bu bakımdan, mutlu olamayan bir erkeğin Viagra'yı alıp mutlu olması söz konusu değil. Ancak sildenafilin, normal seksüel uyarıya karşı oluşan ereksiyon cevabını güçlendirip arttırdığı gözönüne alınırsa, tıbbi anlamda sertleşme sorunu yaşayan ve bu yüzden Aile hayatları zehir olan, psikolojileri bozulan milyonlarca erkeğin Viagra sayesinde yeniden mutluluğu yakaladıkları bir gerçektir" dedi.

BAŞARI ORANI YÜZDE 84 'Erektil disfonksiyon' olarak tıbbi ifadesini bulan sertleşme sorununda Viagra kullanımının sonuçlarına bakıldığında, sebepten bağımsız olarak yüzde 84'lük bir ortalama başarı yüzdesi ile karşılaşıldığını ifade eden Doç. Dr. Karaman, "Aynı gruba, plasebo adı verilen 'boş ilaç' uygulandığında, bu rakam yüzde 25'e düşüyor. Yani yüzde 84, psikolojik bir etkiden çok, gerçek ilaç etkisini yansıtıyor" diye konuştu.

Doç. Dr. M. İhsan Karaman, erektil fonksiyon bozukluğu veya halkın yaygın tercihiyle "iktidarsızlığın" ise, cinsel uyarılma evresinde erkeklerde görülen aksamaların adı olduğunu belirterek, "Erektil disfonksiyonun yaygınlığı hakkında en sağlıklı rakamlar ABD'den alınmaktadır. Buna göre, 40-70 yaş arasındaki erkeklerde yüzde 10 oranında tam ereksiyon bozukluğu, yüzde 52 oranında ise değişik derecelerde erektil disfonksiyon mevcuttur. Bunların yüzde 80 kadarı, organik bir sebebe bağlıdır. Toplumsal şartlar ve cinsellik kavramına yaklaşım farkı göz önüne alındığında, ülkemizde erektil disfonksiyon ve cinsel sorunların daha yüksek oranda olduğu, ancak bunların altında yatan psikolojik etmen yüzdesinin hatırı sayılır bir rakama ulaştığı söylenebilir" dedi.

RİSK FAKTÖRLERİ Doç. Dr. Karaman, erektil disfonksiyon için risk faktörlerini ise şöyle sıraladı:

"Kalp-damar hastalıkları (Hipertansiyon, kolesterol yüksekliği gibi), şeker hastalığı, omurilik travması, ürolojik cerrahi müdahaleler (prostat büyümesi ve Prostat Kanseri ameliyatları gibi), Depresyon-stres gibi psikolojik faktörler, daimi kullanılan bazı ilaçlar, sigara ve Alkol kullanımı."

Viagra'nın, erektil disfonksiyonların hepsini ve her derecesini tedavi edemediğini kaydeden Doç. Dr. M. İhsan Karaman, "Öyle olsaydı, artık bu konuda araştırma ve çabaya, hatta ürologlara veya hekime gerek kalmaz, eczaneden alınacak bir Viagra tableti ile çözülen cinsel sorunlar, yaşanan hayattan çekilip, tıp kitaplarının tozlu sayfaları arasına terkedilirdi. Durum böyle olmamakla beraber, yapılan araştırmalar, Viagra ile, birçok değişik etmene bağlı erektil disfonksiyonlarda belli oranda da olsa başarı elde edildiğini göstermiştir. Bunlar arasında, hipertansiyon, depresyon, şeker hastalığı, yaşlılık, omurilik travmasına bağlı felç ve prostat operasyonlarına bağlı sertleşme bozuklukları sayılabilir" diye konuştu.

ÖNCE UZMAN HEKİME DANIŞMALI Haydarpaşa Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi 2. Üroloji Kliniği Şefi Üroloji Uzmanı Doç. Dr. M. İhsan Karaman, Viagra'nın da bir ilaç olduğunu hatırlatarak, "Bana göre hiç bir ilaç, kolayca erişilebilir olmamalıdır. Hele Viagra gibi yanlış insanda kullanılırsa ciddi sorunlar doğurabilecek, yahut etki mekanizması tam bilinmeden, popüler kültürdeki yanlış yönlendirmelerle lüzumsuz yere ve sonuçsuz beklentilerle kullanılabilecek bir ilaçsa, asla. Konunun uzmanı bir hekim, yani ürolog, kişiyi etraflıca değerlendirmeli, gerçekten Viagra kullanımının uygun olduğuna karar vermeli, o kişiye uygun kullanım şartları ve dozunu tayin etmeli, ilaç reçeteyle ve kayıtlı olarak alınıp, hekimin takibi altında kullanılmalıdır" dedi.

Viagra kullanımı sonrasında oluşan birçok ölüm vakası bildirilmekle beraber, bu ölümlerin doğrudan ve yalnızca sildenafil etken maddesine mi bağlı olduğu, yoksa o kişilerin genel sağlık durumu, ilave kalp hastalıkları, cinsel ilişki sırasındaki efora karşı performanslarının da etkili mi olduğu sorusunun cevaplanamadığını vurgulayan Doç. Dr. Karaman, "Karşı görüşü savunan bazı araştırmalarda, aynı sağlık statüsü ve yaşta olan insanlar arasında Viagra veya plasebo verilen iki mukayese grubundaki kardiovasküler yan etki oranının aynı olduğu bildirilmiştir. Bu soru karşısında verilebilecek en net cevap, kalp damar hastalığı için damar genişletici (nitrogliserin) alan kişilerde Viagra kullanımının ölüm tehlikesi taşıdığı ve yasak olduğudur" diye konuştu.

Doç. Dr. Karaman ayrıca, Viagra ile ilgili olarak, gerek klinik gerekse laboratuar araştırmaları düzeyinde birçok çalışmanın Türkiye'de de yapılmakta olduğunu sözlerine ekledi. İHA

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.