Varikosel Nedir ?

Varikosel, erkekteki testislerden (sperm üreten yumurtalıklardan) kalbe dönen toplardamarlarda oluşan bir çeşit varisleşme yani damar genişlemesidir.

Genellikle hafif düzeylerinde hiçbir bulgu vermeyebilir. Ancak yıllar içersinde ilerleyerek torbalarda şişkinlik, nadiren ağrı ve ayrıca sperm yapım ve hareket bozukluğuna neden olabilir.

Çok ilerlemiş durumlarda testis boyutlarında azalma ve temel erkeklik Hormonu olan testosteron yapımında bozukluklara da neden olabileceği söylenir. Skrotum denilen ve testisleri koruyan dış torbalardaki ısı vücut ısısından genellikle birkaç derece daha düşüktür. Yani spermlerin en Sağlıklı biçimde üretilmesi için normal vücut ısısından daha serin bir ortama gereksinim vardır. Torbaların içersinde oluşan varisler içersinde kan göllenmesi oluşacağından, artan ısı sperm üretimini olumsuz etkiler ve sperm kalitesini bozabilir. Sadece ısı artışı değil, ileri sürülen bir başka teori de artmış damar yapısı ve kanlanma nedeniyle böbrek ve böbrek üstü bezlerinden gelebilecek toksik Maddelerin ve serbest radikallerin testiste birikebileceğidir. Böylece özellikle spermlerin hareketinin ve kalitesinin etkilenebileceği iddia edilmiştir.

Varikosel’in Görülme sıklığı

Sperm testi bozuk olan ve kısırlık sorunu olan erkeklerin %25-30 ‘ında muayene sonucunda varikosel bulunur. Ancak normal sperm değerlerine ve sahip çocuk sahibi erkeklerin de %15’sinde de varikosel tespit edilmiştir. Varikosel genellikle sol tarafta görülür, sol taraftaki toplardamarlar biraz daha uzundur ve içindeki kanın döküldüğü ana damara daha dik açıyla bağlandığından kan tam olarak boşalamaz. Bazen çift taraflı nadiren de sadece sağ tarafta ortaya çıkabilir.

Varikosel’e Nasıl tanı konur?

En önemli tanı yöntemi fizik muayenedir. Testise giden damar ve sinir yapısının elle muayenesinde teşhis konulur. Muayenede öksürtme veya ıkındırma ile karın içi Basıncı arttırılır ve genişlemiş damar yapısı tanınır.

Doppler ultrason ile de varikosel araştırması yapılabilir ancak elle muayenede belirgin olmayan yalnızca ultrason ile tespit edilen varikoselin klinik açıdan bir anlamı olmadığı ve operasyona gerek olmadığı bildirilmiştir. Dolayısıyla ele gelmeyen çok hafif düzeydeki varikoselin tedavisi önerilmemektedir.

Varikosel Nasıl Tedavi Edilir ?

Varikoselin tedavisi temel olarak cerrahidir, gözle ya da mikroskop eşliğinde kasık bölgesinden yapılan operasyonla testisten gelen toplar damarlar bağlanır. Ameliyatta mikroskop kullanılması damarların daha net olarak tanınmasını ve testisi besleyen damarın dikkatli bir şekilde korunmasını sağlar.

Tanısı doğru olarak konulan ve mikro cerrahi yöntemlerin başarılı uygulaması ile tedavi edilen varikosel vakalarında spermiyogram değerlerinde ortalama % 50-60 oranında düzelme sağlanabilir. Ancak spermlerdeki bu düzelmenin gebelik oranlarını ne derece düzelttiği konusunda çelişkili araştırmalar vardır.

Genellikle varikosel ameliyatını takiben en geç 6 Ay içersinde sperm analizi sonuçlarındaki düzelmeye rağmen gebe kalmayan olguların mutlaka rahim içi aşılama (IUI) veya tüp bebek -mikroenjeksiyon- uygulamalarına geçmeleri gereklidir.

Çocuk isteğiyle başvuran erkeklerde öncelikle sperm değerleri kontrol edilmelidir ve normal veya hafif düzey bir bozukluk tespit edilirse aşılama tedavisi ile gebelik elde etmek mümkündür. Ağır düzeydeki sperm bozukluklarında ise aşılama ile fayda sağlanamaz ve ürolog görüşü de alınarak mutlaka tüp bebek-mikroenjeksiyon tedavisi uygulanması gerekir. Ağır düzey sperm bozukluğu dendiğinde 5 milyondan daha az sperm sayısını kast ediyoruz.

Verilen sperm örneğinde hiç sperm olmaması durumunda ve bunun nedeni olarak da tıkanıklık saptanmadıysa yani sperm üretim azlığı söz konusuysa o zaman testislerden (erkeğin yumurtalıklarından) alınacak parçalardan elde edilecek spermler ile (mikroTESE) tüp bebek tedavisi ve mikroenjeksiyon tedavisi yapılması gereklidir. Hiç spermi olmayan azospermik erkeklerde varikosel ameliyatı ise gebelik beklentisi açısından muhtemelen vakit kaybı olacaktır.

Önemli bir konu da, adölesan yani buluğ çağındaki genç erkeklerde tespit edilen varikoselin kişi evli olmasa da tedavisinin uygun olacağıdır. Böylelikle ilerde oluşabilecek sperm kalitesindeki bozulmaların önüne geçilebileceği ileri sürülmektedir.

Özetle söylemek gerekirse; kadına ait hiçbir sorun olmayan çiftlerde erkeğin sperm değerleri düşük ise ve ultrasonla değil klinik olarak tespit edilebilen bariz bir varikosel varsa tedavi edilmesi düşünülebilir. Aksi taktirde tedavi tatışmalıdır. Yine tedaviye başvurmak için varikoselin mutlaka sperm değerlerini bozmuş olması gerekir. Yani spermi normal ve ailesini tamamlamış bireylerde ise varikosel ele gelse dahi tedavi edilmeyebilir.

Günümüzde varikosel operasyonunun gebe kalmayı kolaylaştırdığına dair bilimsel kanıtların yeterli olmaması ve tüp bebek tedavilerindeki yüksek başarı nedeniyle çiftlerin varikosel operasyonu yaptırıp 6 ay beklemek yerine doğrudan mikroenjeksiyon yani tüp bebek tedavisini tercih etmeleri de doğaldır.

Doç. Dr. Selman LaçinMedicana International İstanbul HastanesiTüp Bebek Merkezi Başkanıwww.tupbebek-istanbul.comwww.tupbebek.name.tr

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

*

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.