Uzmanlar, kadınların yüzde 20’sinin yaşamları boyunca bir kez sistite yakalandığını bildiriyorİdrar yollarının iltihaplanmasıyla oluşan ve üreme sisteminde en sık görülen hastalıklardan olan sistit’in, tedavisinde geç kalınması halinde, böbrekleri de etkileyecek biçimde yayılabilen ciddi bir hastalık haline geldiği, idrar kesesi (mesane) ve böbreklerde kalıcı hasarlar bırakabildiği ifade edildi.Medical Park Bursa Hastanesi Üroloji Uzmanı Op. Dr. Yılmaz Salatan, sistiti harekete geçiren risk faktörleri arasında çok eşlilik, idrar sondası kullanımı, hamilelik, şeker hastalığı, genital hijyene dikkat edilmemesi, önceden geçirilmiş felç gibi mesane boşalmasını engelleyebilecek durumlar, yaşlılık ve idrar yolunda çeşitli nedenlerle oluşan daralma veya tıkanmalar gibi birçok etkenin bulunduğunu dile getirdi.Hastalığın oluşumundaki nedenleri sıralayan Dr. Yılmaz Salatan, “Normalde bakteriler; üreme organlarının girişinde ve anüs bölgesinde yaşar. Bazen bu bakteriler alt idrar yollarını aşarak mesaneye (idrar kesesi) ulaşır. Mesaneye ulaşan bakteriler idrar yoluyla dışarı atılır. Ancak mesaneye gelen bakteri sayısı atılandan fazlaysa, mesanede ve daha sonraki aşamada böbreklerde iltihaplanmaya yol açar’ dedi. “Hastalığın bulaşması cinsel birleşme esnasında veya genital temizliğin az olduğu durumlarda oluşabileceği gibi uzun süre idrar tutulması, idrar yollarını daraltıcı hastalıklar, menopozda düşük östrojen seviyesi nedeniyle de oluşabilir’ diyen Salatan sistit’in en sık rastlanılan sebebi olarak E. Coli (koli basili) adlı bir mikroorganizmayı işaret etti.Salatan, sistit hastalığının belirtileri arasında idrar yaparken yanma ve sızı, (idrar yaptıktan sonra da sürebilir) sık idrara çıkma, bazen idrardan kan gelme, beliren ağrının kasıklara ve makat kısmına yayılması, ateş, terleme, yorgunluk, kusma ve bulantı, idrarın kötü kokulu olması, cinsel ilişki esnasında hissedilen ağrıların en önemli belirtiler olduğuna dikkat çekti. “Teşhis için idrar analizi, idrar kültürü,üriner sistem ultrasonografisi, sistoskopi (özel bir aletle üretra ve mesanenin gözlenmesi) ve damar içi pylogram denilen özel bir röntgen çekimini kapsayan tetkiklerle enfeksiyona zemin hazırlayan faktörler belirlenebiliyor diyen Salatan, “Sistit hızlı ve uygun biçimde tedavi edilirse önemli bir hastalık değildir. Ancak tedavi edilmediğinde kronik ve insan bünyesini zayıf düşüren bir hastalığa dönüşebilir’ şeklinde konuştu.Hastalığın uygun Antibiyotik tedavisi ile ortadan kaldırılacağına değinen Salatan, kronik enfeksiyonlarda tedavi süresinin uzadığını ancak uygun tedavi ile sistitin belirtilerinin 24 Saat içinde kaybolacağını ifade etti. “Sistit hastalığının gidişatı mikrobun cinsi ve risk faktörlerinin giderilmesine bağlıdır’ diyen Salatan, “Hastalıktan korunma yollarının öncelikle kadınların vajinal ve rektal bölgedeki bakterilerin, idrar yollarına girmesinin engellenmesi gerekiyor’ diyen Salatan, sistitten korunmanın yollarını anlattı. Salatan, şunları söyledi: “İdrarın uzun süre tutulmaması, böylece mesanedeki bakterilerin dışarı atılması; cinsel ilişkiden sonraki on Dakika içerisinde idrarın yapılmaya çalışılması, bol Su içilmesi (günde 8 bardak gibi), kahve, çay, Alkol gibi içeceklerin mümkün olduğu kadar az tüketilmesi, genital bölgenin uzun süre nemli kalmasına izin verilmemesi, naylonlu, sıkı iç çamaşırlarının giyilmemesi, her Gün mutlaka iç çamaşırının değiştirilmesi ve pamuklu iç çamaşırlarının tercih edilmesi de alınabilecek diğer önlemler olabilir.’Salatan; “Hamilelik sırasında, özellikle erken dönemde idrarda önemli derecede bakteri çıkışı (bakteriüri) saptanır. Kadınlar hamilelik sırasında ve hemen ertesinde idrar yolları enfeksiyonu açısından risk altındadırlar ve saptanan herhangi bir enfeksiyon hemen tedavi edilmelidir’ diyerek anne adaylarını uyardı.ERKEKLER DE YAKALANIYORÇok sık görülmese de sistit erkeklerde kendini, sık veya acil idrar yapma ihtiyacı, idrar yaparken yanma ve sızı, bulanık, kötü kokulu, bazen kanlı idrar bazen de hafif ateş gibi şikayetlerle kendini belli ediyor.Yeni doğan dönemi hariç idrar yolu enfeksiyonlarının kız çocuklarında daha fazla görüldüğünü belirten Salatan; “Yeni doğan dönemini hariç tutarsak, 11 yaş altı kız çocuklarda yüzde 3 -5, aynı yaş grubundaki erkek çocuklarda yüzde 1 enfeksiyon riski vardır’ dedi. Salatan, yaş ilerledikçe enfeksiyon oranları daha da düşerken, kız çocuklarında erkek çocuklarına göre daha yüksek oranda enfeksiyon riski bulunduğunu belirtti.Kaynak: http://www.haberturk.com/haber.asp?id=53625&cat=220&dt=2008/01/31

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.